301 Moved Permanently

Moved Permanently

The document has moved here.

Yazı Detayı
19 Haziran 2020 - Cuma 12:05 Bu yazı 106 kez okundu
 
Geleceğimiz için suyumuza sahip çıkmalıyız.
Servet YAZAR
 
 

Birleşmiş Milletler (BM) Genel Kurulu tarafından 1993 tarihinde alınan bir karar ile 22 Mart tarihi 'Dünya Su Günü` olarak kabul edilmiş olup, tüm dünyada çeşitli etkinliklerle kutlanmaktadır.

Geçtiğimiz günlerde yağan yağmur ve kar bir miktar bizleri mutlu etse de son 50 yılın en büyük kuraklığının yaşandığı gerçeğini değiştirmemektedir. Barajların doluluk seviyeleri kışın son demlerini yaşadığımız bugünlerde bile hala kritik seviyelerde seyretmektedir. Öyle görünüyor ki kuraklık, bu yaz birçok bölgede büyük sıkıntıların habercisi olacağına benziyor. Gelecekte de durum çok iç açıcı görünmüyor. Bilim insanları tarafından yapılan araştırmalarda bu kuraklığın gelecek yıllarda da devam edeceği yönündedir. Bu kuraklığın giderek artmasının tek nedeni ise elbette iklim değişikliğidir. Öte tarafta sulak alanlar her geçen gün farklı amaçlarla heba edilmekte veya küresel ısınmaya bağlı olarak kuruyup yok olmaktadır.

Kuraklık yaşam kadar ekonomiyi de etkiliyor.

TMMOB Ziraat Mühendisleri Odası tarafında yapılan açıklamalarda küresel ısınma ve kuraklığa dikkat çekilerek 2014 yılı buğday rekoltesinde ‰10`un üzerinde bir düşüş olacağı tahmin edilmektedir. Cumhuriyet tarihinin buğday üretim rekorunun kırıldığı 2013 yılında dahi ülkemizin ithal ettiği yaklaşık 4 milyon ton buğdaya 1,3 milyar dolar ödediği dikkate alındığında, kuraklığın ekonomi üzerindeki olumsuz etkisinin oldukça büyük olacağından bahsedilmektedir.

İklim değişikliğine bağlı olarak ekolojik dengenin geri dönüşü olmayan bir şekilde tahrip edilmekte ve bunun sonucu olarak su krizi yaşanmaktadır.  Su yaşamın vazgeçilemez unsurudur. Yeterli ve güvenli suyun olmadığı koşullarda tarımsal üretimin yeterliliğinden, gıda arzından, insan yaşamından ve doğal hayatın sürdürülebilirliğinden söz etmek mümkün değildir. Dünyanın ‰75`i suyla kaplı olmasına rağmen, insan tüketimi için uygun su miktarı sınırlıdır. Suların yaklaşık ‰ 97'si okyanus ve denizlerde toplanmış olan tuzlu su iken, ‰ 3'lük kısmı tatlı sudur. Tatlı suların ‰ 0.04`ünü, ulaşılması en kolay tatlı su kaynakları olan göllerde ve nehirlerdeki yüzey suları oluşturmaktadır.

Dünyada bazı kurum ve kuruluşlar tarafından suyun ticarete konu edildiği ve metalaştırılmaktadır. Oysa Dünyada içilebilir su kaynaklarının korunması ve sağlıklı suya erişimin kolaylaştırılması amacıyla bir çeşit sivil toplum kuruluşu olarak 1996`da kurulan Dünya Su Konseyi (WWC) gibi uluslararası örgütler dahi suyun ticari bir mal olmasına vesile olabilmektedir. 

Oysa iklim değişikliğinin en büyük nedenlerinden biri de enerji politikalarındaki yaklaşımlardır. Halen Türkiye'de suyun ‰85'i tarım ve sanayi de kullanılmaktadır. Enerji santrallerinin buhar sistemlerinde ve kömür yıkanmasında, HES ve Kaya Gazının çıkartılmasında ve Nükleer Santrallerinin soğutma sistemlerinde yoğun olarak kullanılmaktadır.

Peki, bu kadar suyumuz var mı?

Yine bilim insanları tarafından yapılan araştırmalarda su zengini bir ülke değiliz ve ülkemizin toplam 112 milyar m3 civarında su rezervinin olduğu tahmin edilmektedir. Bu miktarın 46 milyar m3`ü projelendirilmiş olup, 34 milyar m3`ü tarımda (‰74), 5 milyar m3`ü sanayide (‰11) ve 7 milyar m3`ü de içme-kullanma (‰15) amaçlı kullanılmaktadır. Mevcut durumda tüm suyumuz bu kadardır.

Gelecekte büyük su krizlerinin yaşanmaması için acil önlemlerin alınması gerekmektedir. HES, Kaya Gazı, Enerji Santrallerinde kullanılan suları(yıkama ve soğutmada) bir kenara bırakıp kuraklıkla mücadele etmekte ayrı bir çelişki olarak karşımıza çıkmaktadır. Son zamanlarda havzalar arası su transferleri kuraklığa çözüm olarak görülmektedir. Ancak bu durum çözümden çok çözümsüzlüktür. Bununla mücadele etmenin tek yolu da bilinçlenmektir. İyi bir su yönetimine sahip olmaktır. İyi bir su yönetimine sahip olmadıkça su tasarrufu ile her geçen gün artan su krizinden kurtulmak mümkün görünmemektedir. Elbette su tasarrufu önemsenmelidir, ancak tek başına yeterli değildir. Ayrıca suyun ticari meta olarak görülmesinden vazgeçilerek insanlığın yaşam kaynağı olduğu unutulmamalıdır. Bir Kızılderili sözü ile özetlemek gerekirse; Son Ağaç kesildiğinde, Son nehir kuruduğunda, Son balık öldüğünde. Beyaz Adam; paranın yenmeyen bir şey olduğunu anlayacak…

22 Mart Dünya Su Gününüz Kutlu Olsun!...

 
Etiketler: Geleceğimiz, için, suyumuza, sahip, çıkmalıyız.,
Yorumlar
Diğer Yazılar
Bizim Gazete
Ulusal Gazeteler
Yazarlar
Alıntı Yazarlar
Şanlıurfa
Yağışlı
Güncelleme: 17.01.2021
Bugün
- 14°
Pazartesi
- 10°
Salı
- 10°
Anketler
Yeni haber sitemizi nasıl buldunuz ?
Şanlıurfa

Güncelleme: 17.01.2021
İmsak
06:06
Sabah
07:30
Öğle
12:40
İkindi
15:17
Akşam
17:39
Yatsı
18:58
Süper Lig
Takımlar
P
Av
M
B
G
O
Arşiv Arama
Modül 1

Bu modül kullanıcı tarafından yönetilir, ister kod girilir ister iframe ile içerik çekilir. Toplamda kullanıcı 5 modül ekleme hakkına sahiptir, bu modül dahil tüm sağdaki modüller manuel olarak sıralanabilir.

Haber Yazılımı