301 Moved Permanently

Moved Permanently

The document has moved here.

Yazı Detayı
19 Haziran 2020 - Cuma 12:02 Bu yazı 211 kez okundu
 
Türkiye'nin Geleceği Tarım'dadır..
Ali Rıza ÖZTÜRKMEN
 
 

Türkiye'nin tarım potansiyeli nasıl acaba bunu değerlendirmek gerekir. Türkiye'nin yüzölçümü olarak 78 milyon hektar alan olup, tarımsal üretim yapılabilen alanlar ise yaklaşık olarak 24 milyon hektara denk gelmektedir.

2014 yılı TUİK verilerine göre bu alanların yaklaşık olarak 16 milyon hektar alanında tarla bitkileri ekimi (tahıllar, baklagiller, endüstri bitkileri ve yem bitkileri), 4 milyon hektarı bahçe bitkileri üretim alanları (meyve ve sebze) ve 4 milyon hektarı nadas alanları olarak değerlendirmektedir.

Sulu tarım yapılan alan hedefi 8,5 milyon hektar olup, toplam tarımsal üretim yapılan alanların 1/3' ü kadardır. Hedeflenen alanın 6 milyon hektarında sulu tarım yapılabiliyorken, 2,5 milyon hektarı sulamaya açılmamış, bu alanlarla ilgili çalışmalar ve projelendirmeler devam etmektedir.

Türkiye'nin tarımsal üretim yapılabilen alanları (24 milyon hektar ), Dünyadaki 124 ülkesinin yüzölçümünden daha büyüktür. Farklı coğrafik bölgeleri ve iklim koşulları, sulanabilir alanları ve verimli toprakları nedeniyle belirli tropikal ürünler dışında kalan ürünlerin ekonomik anlamda tarımı yapılabilmektedir.

Tüm bu veriler bizlere şunları gösteriyor Türkiye Dünyada her anlamda söz sahibi olmak istiyorsa tarımsal gücünü doğru değerlendirmelidir. Türkiye'nin en büyük gücü ve gelecekteki tek kurtuluşu tarım olacaktır.

Günümüzde tarım tam bir kıskaç içindedir. Tohum, gübre, ilaç, akaryakıt gibi temel girdiler dışa bağımlı ve yüksek fiyatlıdır. Kredilendirme sistemi yabancıların kontrolüne geçmeye başlamıştır. İç pazar yabancı tarım ürünlerince istila edilmekte; yüksek değerli ürünlerin yanı sıra hububat ve bakliyat ithalatı da artmaktadır. Sonuçta girdi maliyetleri ile baş edemeyen yerli üretici giderek üretimden kopmaktadır.

2015 yılının ilk 8 aylık (Ocak-Ağustos) döneminde;

" Hububat ithalatı 4,6 milyon tonu geçmiş; karşılığında 1,3 milyar dolar döviz ödenmiştir. Mısır ithalatı ilk 8 aylık dönemde 2014 yılı bütünündeki ithalat miktarına ulaşmıştır.

" 186 bin tona ulaşan mercimek ithalatı dikkat çekicidir.

" Soya ithalatı 1,5 milyon tonu geçmiştir.

" Pamuk ithalatı 500 bin tonu aşmış; karşılığında 850 milyon dolar döviz ödenmiştir.

"4 milyon tonu aşan yağlı tohum ve türevleri ithalatı için 2,7 milyar dolar döviz ödenmiştir.

"2014 yılı tarım bütçesi 9.1 milyar lira iken, geçen yıl sadece 8 kalem üründe, buğday, arpa, mısır, pirinç, mercimek, pamuk, soya fasulyesi ve küspesi için ödenen ithalat bedeli dahi tarım bütçesini aşarak 5.7 milyar dolar olmuştur. 2015 yılı için öngörülen tarım bütçesi 10.1 milyar liradır. Yılın ilk altı ayında aynı ürünler için ödenen ithalat bedeli ise 2.5 milyar dolara ulaşmıştır. Bir Kurban Bayramı daha ithal hayvanlarla ikame edilmiştir. Bu tablo ülkemize yakışmamaktadır.

"Türkiye`nin giderek artan nüfusunu besleyebilmesi için tarımsal üretimini mutlaka artırması gerekirken, son çeyrek yüzyılda verimli tarım arazileri, ormanlar, meralar, kıyılar ve sit alanları rant uğruna yapılaşmaya açılmaktadır. 1990 yılından bu yana toplam tarım alanı 27.8 milyon hektardan, 23.9 milyon hektara inmiştir. Yani 4 milyon hektar tarım arazisi kaybedilmiştir.

"Yaşanan olumsuzluklar sonucunda kırsalda yoksulluk giderek artmakta, topraktan geçimini sağlayamayan çiftçi de tarımdan kopmakta ve kentlere göç etmektedir.

"Halk sağlığı ve toplumların geleceği açısından büyük önem taşıyan bitki koruma ürünleri alanında süre giden mevzuat karmaşası, birçok meslektaşımızın mağduriyetine neden olmuştur. ODA'mızın açtığı tüm davalar ve soruna ilişkin görüşmelerde verilen sözlere rağmen, bitki koruma ürünleri bayi olmak isteyen ziraat mühendislerine getirilen sınav zorunluluğu kaldırılmamıştır. Bakanlık ziraat fakültelerinde 4 yıl boyunca eğitim gören meslektaşlarımızı ve tarımsal yükseköğrenimi dikkate almayan bu tutumundan vazgeçmek yerine, ziraat teknisyeni ve teknikerler ile eczacıların da bayi veya toptancı izin belgesi alabilmesine olanak sağlayan yönetmelik değişikleri yapmıştır.

"Bitki koruma ürünleri bilinçsiz ve yanlış kullanım halinde insan sağlığı, doğal çevre ve tüm canlılar için hayati tehlikelere yol açabilmektedir. Bu nedenle zirai ilaçlar, bu alanda eğitim almış uzman kişiler olan ziraat mühendisleri tarafından satılmalı ve yine ziraat mühendislerinin gözetiminde uygulanmalıdır. Halkımızın güvenilir gıdaya ulaşması ve ihracatta yaşanan sıkıntıların önüne geçilebilmesi ancak bu yolla sağlanabilir. Dolayısıyla bu alana ilişkin eğitim almayan ve bilgi sahibi olmayan meslek gruplarının bu ilaçları satmaları doğru değildir. Bitki koruma ürünlerini satma ve depolama yetkisinin yalnızca ziraat mühendislerine ait olduğunun bir kez daha altını çizerken, Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı`nın yeni yönetmelik hazırlıklarında bu unsuru dikkate almasını beklediğimizi özenle belirtiriz.

"Bu memleketin geniş toprakları, zengin ekolojik olanakları ve çok sayıda nitelikli teknik personeli, tarım sektörünün bugün içinde bulunduğu sorunlu tabloyu, üreten ve hakça bölüşen yeni bir tabloya dönüştürmek için yeterli zemine sahiptir. Türkiye, tarım sektörüne gereken kaynağın aktarılması, etkin kamu yönetimi ve doğru politikaların uygulanması halinde açığı olan tarımsal üretimini birkaç yıl içinde kapatabilecek bir ülkedir.

Ziraat Mühendisleri Odası bu hedefe ulaşabilmek için üzerine düşen katkıyı yapmaya her zaman hazırdır.

 

 

 
Etiketler: Türkiye'nin, Geleceği, Tarım'dadır..,
Yorumlar
Diğer Yazılar
Bizim Gazete
Ulusal Gazeteler
Yazarlar
Alıntı Yazarlar
Anketler
Yeni haber sitemizi nasıl buldunuz ?
Şanlıurfa

Güncelleme: 08.05.2021
İmsak
03:44
Sabah
05:17
Öğle
12:26
İkindi
16:14
Akşam
19:26
Yatsı
20:52
Süper Lig
Takımlar
P
Av
M
B
G
O
Arşiv Arama
Modül 1

Bu modül kullanıcı tarafından yönetilir, ister kod girilir ister iframe ile içerik çekilir. Toplamda kullanıcı 5 modül ekleme hakkına sahiptir, bu modül dahil tüm sağdaki modüller manuel olarak sıralanabilir.

Haber Yazılımı